VİTAMİN TABLOSU

 



"Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. En küçük varlığın bile çok büyük görevleri vardır."

Yararları, Yetersizlik Belirtileri, Yüksek Alım Belirtileri, Kaynaklar, Yağda Eriyen Vitaminler

A Vitamini

- Cildin, saçların, tırnakların, diş etlerinin, dişlerin ve kemiklerin sağlıklı kalmalarını sağlar.
- Enfeksiyona karşı direnci artırır; Gece görmemizi kolaylaştırır ve göz yorgunluğunu azaltabilir.
- Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olabilir.

Gece körlüğü, gözde kuruma, deri kuruluğu, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalması. Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesine; gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Yüksek Risk Grubu : Alkolikler, sigara içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler. Baş ağrısı, yorgunluk, düzensiz adet görme, ishal, eklem ve kemik ağrıları, kuru-çatlak deri, iştahsızlık, saç kaybı, kaşıntı. ( Hamilelik döneminde çok fazla alınması bebek için sakıncalıdır). Ciğer, havuç (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), kuru kayısı, brokoli, şeftali, kıvırcık salata, yumurta, yağsız süt, portakal

Beta Karoten

Antioksidan

D Vitamini

Kalsiyumun sindirilmesi için gereklidir, kulakların içindeki küçük kemikler dahil olmak üzere tüm kemikler ve dişler için elzemdir. Çocuklarda raşitizm; Osteomalasia (kemik yumuşaması); Osteoporoz; yaşlılıkta duyma zorlukları. Kalsiyum birikmesi (Özellikle kalp ve karaciğerde), kırılgan hassas kemikler, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ishal, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları. Sardalya, somon (taze), karides, süt (D vitamini eklenmiş), yumurta sarısı.

E Vitamini

Kırmızı kan hücreleri, kaslar ve diğer dokular için gereklidir. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerin ve dokuların korunması, hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkinin azaltılması, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen yüksek olasılıkla kanseri ve erken yaşlılığı önlemedeki faydaları sıralanabilir. İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. İnsanlarda henüz kesin bilinmiyor. Ancak, yağda eriyen vitamin olduğu için aşırı dozlarda alınmamalı. Ay çiçek yağı (genel olarak bitkisel yağlarda bol bulunur), ıspanak, brokoli, kırmızı et.

Suda Eriyen Vitaminler

Tiamin (B1 Vitamini)

- Tüm hücrelerde, sinir ve sindirim sisteminde
- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
- İştah artırmada yardımcı olabilir.
- Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
- İştah azalması
- Yorgunluk
- Kilo kaybı
- Mide bulantısı
- Adale ağrıları
- Aşırı eksikliğinde beriberi hastalığı.

Herhangi bir B grubu vitamininin gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Buğday tohumu, ciğer, yer fıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye, nohut (pişmiş), karnabahar, yağsız süt.

Riboflavin (B2 Vitamini)

- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
- Deride kuruluk ve çatlaklık (ağız ve burun kenarları)
- Görmede sorunlar
- Işığa karşı duyarlılık
- yeme ve yutmada zorluk.

B1 ve B6'nın emilmesini engelleyebilir. Ciğer, yağsız süt, yağsız yoğurt, tavuk, brokoli, ıspanak.

Niasin

- Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimler için gereklidir.
- İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır.
- Sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler.
- Çok yüksek dozda alınması kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir (ancak yan etkileri de olabilir).
- İshal
- Ağızda yaralar
- Aşırı eksikliğinde Pellegra.
- Ülser
- Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir
- Yüksek kan şekeri ve ürik asit
- kalp atışlarını bozabilir.

Tavuk, somon, yer fıstığı, bezelye, patates.

B6 Vitamini

- Yiyecekleri vücudun kullanacağı moleküler şekle dönüştürmede gereklidir.
- Depresyon
- Ağız kenarlarında yaralar
- Kaşıntılı deri odakları.

Muz, avokado, köfte, tavuk, balık, patates, ıspanak, bezelye, ceviz.

B12 Vitamini

Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Kan ve sinir sisteminde hasar (yüksek risk grubu vejetaryenler özellikle süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler ve yalılardır). Ender olarak bebeklerde görülür.

Ciğer, kırmızı et, ton balığı, yoğurt, yağsız süt, yumurta, tavuk.

Folik Asit

Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Anemi hücre bölünmesinde sorunlar Diş etlerinde kanama (yüksek risk grubu alkolikler ve hamile kadınlardır). Aşırı doz çinko emilimini engelleyebilir. Ciğer, ıspanak (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), portakal suyu, greyfurt suyu, kıvırcık salata, göbek salata, brokoli (pişmiş), muz, kepek ekmeği.

Biotin

- Glikoz metabolizmasında
- Bazı yağ asitlerinin oluşumunda.
- Deride dökülme
- Kas ağrısı
- Yorgunluk
- İştahsızlık (bu belirtiler çok ender görülür).

Gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Ciğer, yulaf (pişmiş), soya fasulyesi, yumurta, süt, tavuk, mantar, muz.

C Vitamini

- Kan damarlarının kuvvetli olmasında
- Kolajen sentezinde görev alır
- Steroid hormonlarının sentezinde (yara ve iltihaplanmaya karşı etkilidir)
- Enfeksiyonlardan ve soğuk algınlıklarından korur
- Diş etlerinin sağlıklı kalmasında
- Demirin vücutta daha elverişli kullanılmasında etkilidir.
- Diş etlerinin kanaması
- Yorgunluk
- İştah azalması
- Yaraların iyileşmesinde gecikme
- Deride kuruluk ve çatlaklık
- Eklemlerde şişmeler.
- Oksalat ve ürat taşlarının oluşumu
- İshal.

Portakal suyu, yeşil biber, portakal, çilek, brokoli, greyfurt, domates, lahana, bezelye.

Yararları Yetersizlik Belirtileri Yüksek Alım Belirtileri Kaynaklar
Kalsiyum
- Kemik ve dişlerin oluşumunda ve sağlıklı kalmalarında
- Kan pıhtılaşma etmeninde
- Kas gücünde
- Sinir iletiminde gereklidir. Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalacia (kemiklerde yumuşama), osteoporoz. - Böbrek taşları
- Yumuşak dokularda yüksek yoğunlukta kalsiyum
- kas ve mide sancıları. Yağsız süt, yoğurt, çedar peyniri, sardalya, badem, brokoli.
Fosfor (P)
Kalsiyumla birlikte sağlıklı kemik oluşumunda gereklidir. Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimleri harekete geçirmede katkısı olur. Çok ender rastlanır. Kan kalsiyumunu düşürür. Ciğer, yağsız yoğurt, tavuk, yağsız süt, ton balığı, yumurta.
Demir
Hemoglobin yapımında elzemdir (dolayısıyla kanda oksijen taşınmasında). - Yorgunluk
- Güçsüzlük
- Baş ağrısı
- Nefes darlığı
- Anemi. Karaciğerde ve pankreasta toksik birikim. Ciğer, kırmızı et, kuru kayısı, kıyma, kuru üzüm, ıspanak (pişmiş), kuru fasulye (pişmiş).
İyot
Tiroit bezlerinin normal fonksiyonu için elzemdir. Guatr - Bozuk tiroit fonksiyonları
- Guatr (aşırı yüksek dozlarda). İyotlu tuz.
Çinko
- Sindirim sistemi ve metabolizmadda gereklidir (örneğin, sağlıklı saç ve tırnaklar için)
- Alkolün karaciğerdeki zehirli etkisini gidermede faydalıdır. - Yaraların yavaş iyileşmesi
- Çocuklarda yavaş büyüme ve cinsel gelişme, yaşıtlarına oranla kısa boy, anemi. - Kusma
- Mide ağrısı
- Hamile kadınlarda erken (prematüre) doğum. Hindi (siyah et, beyaz et), ciğer, kuru fasulye.
Selenyum
- Antioksidan özelliği sayesinde kırmızı kan hücreleri ile hücre zarlarını korur, genellikle E vitamini ile birlikte çalışır.
- Romatizmaya neden olan bazı zararlı maddelerin azalmasına yardımcı olabilir (hidrojen peroksit gibi). İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. - Mide bulantısı
- Mide ağrısı
- İshal
- Yorgunluk
- Saç ve tırnaklarda hasar. Sakatat, deniz mahsülleri

Vitamin
Fonksiyon
Toksisite
Kaynak

Avitamini
Gece körlüğünü önler. Sağlıklı görme fonksiyonu sağlar. Cilt, tırnak sağlığı için gereklidir. Bakteriyel enfeksiyonlara karşı korucudur.
Eklem ağrıları. Saç dökülmesi. Cilt değişiklikleri. Baş ağrısı. Yorgunluk. Görme bulanıklığı.
Yeşil, sarı, turuncu sebzeler. Kayısı. Patates.



B6 Vitamini
Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder. Karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenler.
Sinir harabiyeti.
Muz. Kırmızıet, tavuk, balık ve hindi. Brokkoli. Tahıllar.

B12 Vitamini
Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerini olusumuna yardım eder. Genetik materyal yapımını sağlar.
Bilinmiyor.
Kırmızı et, tavuk, balık ve hindi. Süt. Yumurta.

Folik Asit (gebelikte destek kullanımı önerilir )
DNA ve RNA sentezini sağlar. Büyüme, gelişmede önem taşır. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder.
Bilinmiyor.
Yeşil yapraklı sebzeler. Kümes hayvanları. Fasulye. Portakal ve greyfurt suları.

C Vitamini
Enfeksiyonlara karşı direnç verir. Yara ve kesiklerin iyileşmesini sağlar. Damar duvarlarını güçlendirir. Dişeti hastalıklarını önler.
İshal. Böbrek taşı.
Turunçgiller. Çilek. Yeşil, kırmızı biber. Brokkoli.

E Vitamini
Antioksidandır. Kırmızı kan hücreleri, kas ve diğer hücrelerin oluşumuna yardım eder.
Baş ağrısı. Yorgunluk. Kas güçsüzlüğü
Balık, deniz ürünleri. Yumurta. Yağlar. Kuruyemişler.

Kalsiyum
Sağlıklı kemik ve diş yapıları oluşturur. Sinir ve kas fonksiyonlarını düzenler.
Böbrek taşı. Kas ve karın ağrıları.
Süt. Süt ürünleri. Brokkoli.

Krom İnsülünle birlikte glikoz metabolizmasını düzenler. Bilinmiyor. Yumurta sarısı. Et. Tahıllar. Peynir.
Demir (Gebelikte destek kullanımı önerilir ) Oksijenin tüm dokulara taşınmasına yardımcı olur. Karaciğer hastalığı. Aritmi. Kırmızı et. Balık, deniz ürünleri. Kuru kayısı. Kuru fasulye.
Fosfor Besinlerin enerjiye dönüşmesinde yardımcıdır. Kan kalsiyum değerini düşürür. Yumurta sarısı. Kırmızı et, balık, tavuk, hindi. Süt ürünleri. Baklagiller.
Potasyum Kas ve sinir fonksiyonları için gereklidir. Kalp ve böbrek fonksiyonları için önemlidir. Tansiyon ve sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Böbrek yetmezliği. Kalp atıkını yavaşlatır. Süt, yoğurt. Sebze ve meyveler ( özellikle patates, muz, portakal )
Çinko Yara iyileşmesinde etkilidir. Enzim fonksiyonları için önemlidir. Bulantı. Kusma. Karın ağrısı. Balık ve deniz ürünleri. Kırmızı et. Yumurta. Tahıllar.
 

 

:: Mineraller

 



Doğada bulunan bütün minerallerin vücudumuzda da vardır. Bu, onların ne kadar önemli ve sürekli edinilmesi gereken maddeler olduğunu gösterir. Mineraller sağlıklı yaşam için gereklidir. Onlar olmadan vücut yaşaması için gerekli fonksiyonları sağlıklı bir şekilde sürdüremez. Mineraller vücudun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddelerdir. Sağlığımız için çok önemli olan 15'ten fazla sayıda mineral vardır. Mineraller çoğunlukla vitaminlerle birlikte çalışarak vitaminlerin en fazla ihtiyaç duyulan bölgeye ulaşmalarını sağlarlar. Vitaminler de mineraller için aynı şekilde çalışır. Hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller aynı zamanda kan basıncı, kalp ritmi, kas fonksiyonları, vücuttaki sıvı dengesinin muhafazası, üreme ve daha pek çok fonksiyonda önemli rol oynarlar. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, mineral kaybı ve eksikliği sağlığımızı direkt olarak etkiler.
<****** type=text/**********></******> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> </******>
Kalsiyum
Sağlıklı vücut yapısı için gerekli önemli minerallerden biridir. Bu mineral büyük oranda vücudumuzdaki kemiklerde bulunur. Eksikliği yüksek oranlara vardığında diş ve sırtta ağrılar, kemiklerde zayıflama, çatlama ve kolay kırılma görülür. Vücuttaki kalsiyum miktarı sadece kemikler için önemli değildir. Aynı zamanda vücuttaki bütün fonksiyonlarda görev alır. Özellikle vücuttaki demirin kullanımı ve alınan gıdaların hücre zarından geçebilmesi için gerekli olan bir mineraldir. Stres,egzersiz yetersizliği, aspirin, mineral yağ, fazla yağ alımı ve diğer faktörler nedeniyle vücuttaki kalsiyum miktarı azalır.

Bakır
Karaciğerde depolanan önemli minerallerden biridir. Vücut dokusunun yeniden oluşması için gerekli enzimlerin hayati komponentidir. Hemoglobine bağlı demirin korunması ve Vitamin C'nin kullanımı için gereklidir. Beyin sinirlerimiz ve bağ dokusu için bakır miktarı önemlidir.

Krom
Vücuttaki basit şekerin parçalanmasında rol oynar. İnsülin oluşumuna, kandaki şeker ve kolesterol düzeyinin kontrolüne yardım eder. Krom; vücuttaki enzim ve hormonlar için çok önemlidir.

İyod
Tiroid bezlerinin içeriğinde yer alır. Tiroid ve tiroid kontrol mekanizmasında, zihinsel fonksiyonlarda, enerji ve kilo almada önemli bir rol oynar.

Demir
Vücut için gerekli minerallerden biridir. Hemoglobin (kırmızı kan hücresi), miyoglobin (kas pigmenti) ve enzim üretimi için gereklidir. Vücuttaki demirin sadece yüzde 8'i kan damarlarından gelir. Demir vücutta büyümeye yardım eder,yorgunluğa karşı ve hastalıklardan korunmada kullanılır. Demir özellikle kadınlar için daha önemlidir. Çünkü kadınlar 1 ay içinde erkeklerin kaybettiklerinden 2 kat daha çok miktarda demir kaybederler. Bugün demir kadınlarda eksikliği en çok görülen mineraldir. Ayrıca demir, vücuttaki B grubu vitaminlerinin kullanımını arttırır.

Magnezyum
Sinir sisteminin ve kasların gevşemesini sağlayan mineraldir. Sakinleşmeye yardımcı olduğu için " Anti-stres Minerali " olarak bilinir. Magnezyum kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde önemli bir rol alır. Bu hayati mineral vücudumuzun Vitamin C, kalsiyum, fosfor, sodyum ve potasyumu daha etkili bir şekilde kullanabilmesi için gereklidir. Magnezyum sağlıklı dişler ve sindirim sisteminin rahatlığı için gereklidir.

Fosfor
Sadece fizyolojik kimyasal reaksiyonlarda yer almakla kalmaz, aynı zamanda vücuttaki bütün hücrelerde bulunur. Normal kemik ve diş yapısı, kalp düzeni ve normal böbrek fonksiyonları için gereklidir.

Potasyum
Hayati minerallerden biridir. Vücuttaki potasyumun yüzde 98'i hücre duvarlarının içinde bulunur. Potasyum, sodyumla birlikte vücuttaki su dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ve gıdaların hücre içine geçişini sağlar. Potasyumun önemli görevlerinden biri de sinir sistemindeki mesajları iletmesidir. Beyne oksijenin gönderilmesi beyin için önemlidir. Her gün bu mineral vücutta kullanılır ve tekrar yeri doldurulur. Kalbimiz ve vücuttaki diğer kaslarımızın sağlıklı yapısını koruması potasyuma bağlıdır. Fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz, alkol ve stres bu mineralle birlikte vücuttan atılır.

Selenyum
Vitamin E ile birlikte antioksidan ve hücre koruyucusu olarak çalışır. Erken yaşlanma ve dokuların oksidasyon nedeniyle zarar görmesini engeller. Erkeklerin selenyuma kadınlardan daha çok ihtiyaç duydukları düşünülür. Erkeklerde bulunan selenyumun yarısı üreme sisteminde bulunur. Selenyum dokuların elastikiyetinin korunması için önemlidir.

Sodyum
Bu mineral sinir ve kas fonksiyonlarının devamı için çok önemlidir. Asıl görevi sıvı pompalanmasını sağlamak ve gıdaların hücre zarından geçişini sağlamaktır. Bol miktarda sodyum yüksek kan basıncına katkıda bulunur.

Kükürt
Sağlıklı saç,cilt ve tırnaklar için gereklidir. Oksijen dengesinin muhafazasına yardımcı olur,bu da beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Sülfür aynı zamanda B-grubu vitaminlerinin işlevlerini yerine getirmesine ve karaciğerde safranın salgılanmasına yardımcı olur.

Çinko
Bu esansiyel mineral vücutta herşey için gereklidir. Vücudun sağlıklı bir yapıda tutulması için herşeyi harekete geçiren bir kıvılcım gibi çalışır. Vücuttaki pek çok fonksiyonda görev alır. RNA ve DNA oluşumu ve proteinlerin enerjiye dönüştürülmesi için çok önemlidir. Vücuttaki her hücrede Çinko vardır. Zihinsel fonksiyonlarda,vücudun kendi kendini iyileştirmesi ve yenilemesi gereken durumlarda,kanın stabilizasyonunda, vücuttaki alkali dengesinin muhafazasında önemli roller üstlenir. Bu mineralin varlığına ihtiyaç duyan organlar; kalp,beyin ve üreme sistemidir. Yemeklerin pişirilme yöntemleri,stres, diüretiklerin kullanımı,alkol alımı ve diğer faktörlerle vücuttaki çinko oranı azalır.

Boron
Vücudumuzdaki ve kemiklerdeki kalsiyum,magnezyum ve fosforun muhafazası için gerekli olan bir mineraldir. Boron bu üç mineralin vücutta maksimum şekilde kullanılması ve muhafazasını sağlayan yardımcı mineraldir

 

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA VİTAMİNLER

 
 

Beslenme diş sağlığı ve güzelliği ile doğrudan ilişkilidir. Bunun nedeni hem beslenmenin ağız ve diş yoluyla yapılması, hem de beslenme sayesinde hücre dokularının sağlıklı olmasına neden olan besinlerin alınmasıdır.
 

İnsanların sağlıklı yaşamaları büyümeleri ve çoğalmaları için gerekli sentezleri organizmada yapılmayan, dışarıdan eser miktarda alınması gereken organik bileşiklere vitamin adı verilir.

İnsanda vitamin eksiklikleri yetersiz alış, barsak absorbsiyonunundaki bozukluk yada alışa oranla ihtiyacın artması sonucu meydana gelmektedir.

Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak ikiye ayrılır;

A VİTAMİNİ: Yağda erir. Şalgam, ıspanak ve karnabahar gibi bitkilerin yeşil pigmentlerinde bulunur. A Vitaminin eksikliği osteoblast ve odontoblast aktivitesini azaltarak kemik ve diş büyümesini yavaşladır. Ağız kavitesi ve mukozasında keratinizasyon görülür. Tükrük sekresyonu azalır veya tamamen ortadan kalkar. Ağız kuruluğu sonucunda diş etleri ve ağız mukozasında çatlamalar meydana gelir. Ağız sağlığına özen gösterilmediğinde mikroorganizmalar bu çatlaklara yerleşerek enfeksiyonlara neden olur. Bu nedenle ağız dokusunda meydana gelen iyileşmelerde gecikir.

A Vitaminin eksikliğinde: Kollejen liflerde dejenerasyon meydana gelir ve periodontal aralık genişler. Yine bu vitaminin eksikliğinde hipersementoz ve diş sürmesinde gecikme meydana gelebilir.

 

A Vitamininin fazlalığında: Hipervitaminozunda epitelde dejenerasyon, iyileşmede gecikme, osteoporosiz, alveol kemiğinde belirgin kemik rezorbsiyonları, deride pigmentasyon, soyulmalar ve kaşıntılar, menstürasyon bozuklukları meydana gelir.

D VİTAMİNİ: Kemiğin normal mineralizasyonunu sağlar. Büyüme çağındaki çocuklarda, gebelerde ve emzikli kadınlarda vitamin D'nin günlük dozu 400 UI'dır. Bu dozun büyük bir kısmı güneş ışınından sağlanmaktadır. Vitaminin kalsuyumdan ve bağırsaktan emilimi ile hizmet verir. Vitaminde kemik oluşumunda gereklidir.

Vitamin D'nin eksikliğinde: Çocuklarda reşitizme, erişkinlerde osteomalezi hastalığına neden olur.

E VİTAMİNİ: Soya fasulyesi, mısır, pamuk yağı, taze yeşillikler ve sebzelerde bulunur. Günlük gereksinme duyulan miktar 12-12 IU'dır. Yumurta ve ette de bulunur. Vitamin E bir antioksidantdır. Vitamin E hücre elemanları için esas olan oksidasyonu oksidasyonunun toksik ürünlerini önler. E vitaminin bulunduğu durumlarda eritrositlerin hidrojen peroksid içinde hemolize olmalarına karşı dirençleri artmıştır. Plasentadan vitamin E'nin geçişi sınırlıdır. Bebekler süt ile yeterli düzeyde E vitamini alabilirler.

E Vitaminin eksiliği: Hücre epitalinde dejerasyon meydana getirebilmektedir. E vitaminin eksikliğinde çocuklarda kas gelişiminde düzensizlik meydana getirir. Diş eti hastalığı olan kişilerde E vitamini uygulamasının iltihap olayını etkilemediği gözlenmiştir.

 

VİTAMİN K: Karaciğerde protrombin yapılmasında kullanılır. Yokluğunda kan ile ilgili belirtiler ortaya çıkar. Normal olarak barsaklarda bulunan bakteriler tarafından sentezlenir.

Vitaminin K eksikliğinde: Kanama pırtılaşma ile ilgili sorunlar ortaya çıktığından bu vitamin vücut için çok gereklidir.

SUDA ÇÖZÜLEN VİTAMİNLER

PRİDOSİN (Vitamin B6): Bira mayası, karaciğer, pirinç, kepek ve buğdayda, çeşitli sebzelerde bulunur. Erişkinlerde günlük gereksinme duyulan B6 vitamini 2 miligramdır. PLP amino asit, karbonhidrat ve yağ asitleri metobolizmasındaki çok sayıda enzimin ko-enzimidir.

Vitamin B6 eksikliğinde: Yetişkin bir kimsede çeşitli belirtiler ortaya çıkar. İlk gözlenen adele güçsüzlüğü, yorgunluk ve uykuya eğilimdir. Dudak, burun kıvrımlarında, göz etrafında, yanakların çevresinde alında, kulak arkasında ve ensenin aşağı kısımlarında seboreik dermatit görülür. Dilde ve ağızda iltihaplar çıkar. Dudak kenarında çatlaklar olur.

TİAMİN (Vitamin B1): Yeşil sebzeler, balık, et, meyve ve sütte, baklagillerde ve özellikle bezelyede bulunur. Yemek pişirme durumunda ısı 100 derecenin üzerine çıkarsa vitamin özelliğini yitirir. Soğukta ve dondurularak saklanan yiyecekler B1 vitamini yönünden kayba uğramazlar. Yetişkin bir insan günde bir miligram Tiamin'e ihtiyaç duyar. Tiamin vücutta karbonhidrat metobolizması için gereklidir.

 

Tiamin B1 eksikliğinde: Beriberi hastalığı görülür. Ağızda görülen sorunlar arasında dilde yanma, tat kaybı, ağız mukozasında aşırı duyarlılık. Tiamin ve öteki B1 vitaminleri insan tükrüğünde bulunan bakterilerin büyümesini inhibe eder.

RİBOFLAVİN (B2 Vitamini):Süt ve et ürünleri bu vitaminin asıl kaynağıdır. Isıya oldukça dayanıklıdır. Yemeklerin pişirilmesi sırasında etkisini kaybetmez. Güneş ışığı tarafından bozulur. Erişkinler günde 1 .2 miligram almalıdır. Vücuttaki çeşitli metobolizmaları enzim mekanizmalarında etkili olur.

Riboflovin eksikliği: Semptomları genellikle dudaklar, dil, gözler ve deride görülür. Dudak kenarında iltihap meydana gelir. Dil üzerinde pırtıklı ve gıranürlü bir görünüm vardır. Çoğrafik dil adı ile anılır. Dil üzerine yiyecek ve içeceklerin değmesi ağrı ve yanma hissi meydana getirir. Bazı olgularda dil morumsu, kırmızı ya da erguvani bir renk alır.

NİKOTİNİK ASİT VE MİKOTİNAMİD: Niasinin rolü riboflavinde olduğu gibi oksidasyon ve redüksiyon olaylarında anahtarlıktır. NAD ve NADP bileşikleri olarak, niasin karbonhidrat ve lipid metabolizmasında mitokondrilerdeki elektron transportunun sağlayarak katılırlar.

Nikotinik asit ve mikotinamid eksikliğinde: Pellegra adı verilen bir hastalık meydana geliyor. Pellegra hastalığında başlıca semtomlar ağız kavitesinde rastlanır. Ağız mukozasında yanma hissi, dudak ve dilin yan kısmı kırmızı ve şiştir. Daha sonraki dönemlerde dilin üstü kırmızı ve şiş olarak devam eder. Diş eti epitelinde de dejarasyonlar görülür. Diş eti iltihabı dişetleri arasındaki papillalarda ülserler tükrük bezlerinin büyümesi tükrük salgısında artış gelir. Bu vitamin et, karaciğer, bira mayası ve yer fıstığı bulunur.

Biotin: Bira mayası ve yumurta sarısında bulunur. Vücuttaki çeşitli enzim mekanizmalarında rol alır.

 

Vitamin B12 (Siyanokobalamin): Hayvansal orjinli gıdalar Vitamin B12 deposudur. Bunlar, karaciğer ve böbrek, süt peynirdir. Vitamin B12 gastrointestinal kanalda mide mukozası tarafından salgılanan protein bağlayan bir faktör (intrinsik faktör) bulunmadan uygun bir biçimde emilmezler. İntrinsik faktör bir glikoprotein yapısındandır ve midenin parietel hücreleri tarafından salgılanır. Pernisiyoz anemi mide mukozasındaki intrinsik faktörün eksikliği sonucunda gelişen vitamin B12 eksikliği hastalığıdır. İntramüsküler vitamin B12 enjeksiyonu ile düzeltilebilir. Günlük gereksinme duyulan miktar 2-5 mikrogramdır. B12 vitamini yağ ve karbonhidrat metobolizmasında önemli rol oynar.

Vitamin B12 eksikliğinin: Semptomları içerisine yetersiz hemotopoiesis, gastroentestinal kanal bozuklukları, uygun olmayan miyelin sentezi ve genel güçsüzlük girer. Vitaminin eksikliği kemik iliği ve gastroentestinal kanaldaki hücreleri etkiler. Eritroblastlar uygun şekilde bölünemezler ve megaloblastlara dönüşürler. Bu da alyuvarların normal düzeylerini bozar ve anemi meydana gelir. Sindirim kanalında atrofik değişiklikler görülür. Spianemi meydana gelir. Sindirim kanalında atrofik değişiklikler görülür. Spinal korda miyelin dejenerasyonu meydana gelir. Hasta takadsızlıktan, yürümedeki güçlükten şikayet eder. Deride limon sarısı bir renk görülür. Pernisiyöz anemide pek çok ağziçi semptomları bulunur. Bunlar dilde yanma ve acımayla birlikte bulunan ve tekrarlanarak çıkan kırmızı lekelerdir. Dildeki papillalar atrofiye uğramıştır. Yanak, boğaz mukozasında ve dilin arka tarafında kırmızı lezyonlar vardır.


Folik asit (Pterolglutamitik asit) : Folik asit karaciğer, yapraklı yeşil sebzelerde ve bira mayasında bulunur. İnce barsak floryasında hazırlanır. Dünya sağlık örgütü erişkin için 200 gama gram, çocuk için 50-100 gama gram, gebelik ve süt verme sırasında ise 400 gama gram dozunda alınmasını önermektedir. Folik asit hücre çoğalmasında etkili rol oynar.

Folik asit eksikliğinde: megaloblastik anemi tablosu meydana çıkar. Ağızdaki belirtileri ise glossitis, angular şelozis ve gingivitistir. Glossitis, dilde şişme, kırmızılık ile başlar bunu takiben papillalarda deskuamasyon görülür ve kırmızı bir halka ile bırırlanmış ülserler bulunur. Anguler şeloziz ve gingivitis riboflavin eksikliğini anımsatır. Folik asit eksikliği, yetersiz beslenme, gebelik, malabsorbsiyon sendromu ve kronik alkolizmde ortaya çıkar. Ayrıca antikonvülsan ilaç alan hastalarda da bulunduğu bildirilmiştir.

Askorbik Asit (Vitamin C) : Askorbik asit, turunçgiller, yeşil biber, domates, meyveler ve genellikle sebzelerde büyük miktarlarda bulunur. Pişirme işlemi sırasında gıdalarda bulunan askorbik asitin yüzde 50 sinden fazlası parçalanır. Günlük alınması önerilen miktar 45-80 miligramdır. İnce barsaktan glikoza benzer biçimde hızlı ve kolay emilir. C Vitaminin küçük bir bölümü diketoglon ve oksalik asitler gibi kıkılarak atılır . Vitamin C pek çok reaksiyona katılmaktadır.

Vitamin C eksikliğinde: Ortaya çıkan başlıca hastalık skorbüttür. Bunun ağız içi belirtileri işlenmiş inek sütü ile beslenen ve öteki besinleri çok az alan çocuklarda, yemeği kendi hazırlayan ve ekseriya işlenmiş süt, hububat, ekmek ve çok az öteki besinleri alan bekarlarda (bekarlık hastalığı) Acayip diyetlerle midelerini dolduran psikonörtik kişilerde görülür skorbüttür hastalığı.

İnsanlarda C vitamininden yoksun gıdalarla beslenildiğinde takatsızlık, iştahsızlık, büyümede durma, anemi, ateş ve infeksiyona karşı direncin düşmesi, dişetlerinde şişme ve iltihaplanma, diş kaybı, el bilek ve ayak mafsallarında şişme peteşi şeklinde kanama, kaburgalar ve kostalarda kırılmalar, mafsal içine, kas içine ve barsak içerisine kapiler fijilite nedeniyle kanamalar ortaya çıkar. Soğuk algınlığına karşı C vitamininin önerilmesi uygundur. Vitamin C 1 gram miktarlarında kullanıldığında diyare meydana getirebilir. Aynı şekilde vitamin C idrarı asitleştirdiği için idrar yollarında oksalat taşlarının çökmesine neden olabilir.

 

VİTAMİN NEDİR ?

 

 

Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır .

YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER : A, D, E ve K vitaminleridir .

SUDA ERİYEN VİTAMİNLER : B grubu vitaminler ile C vitaminidir .

ÖNEMİ

A vitamini Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır .

 

Kayısı,kuşkonmaz,

maydanoz

,ıspanak, havuç,kereviz, marul, portakal, erik,

domates

 

D vitamini İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .

 

Balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et,

sebzeler, güneş

 

E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar .

 

Buğday, tohumlu besinler, soya fasülyesi yağı, arı sütü, ceviz, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı,

 mısır, yulafta

 

K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır. Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.

 

Ispanak,kabak, marul,

 yeşil domates, yeşil biber, inek sütü, peynir, tereyağı, yumurta,

 kırmızı et, pirinç, karaciğer, mısır,

 muz, şeftali, çilek

 

B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.

 

Buğday, kepek, bira mayası,

taze sebze meyve, koyun eti,

sığır eti, balık eti, yumurta, süt

 

B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .

 

Karaciğer, böbrek, buğday unu, patates, et, süt,

yumurta, peynir, kepek, yeşil sebzeler, havuç, fındık, yer fıstığı, mercimek

 

B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar. Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.

 

Bira mayası, kepek, yer fıstığı, sakatat, kırmızı et, balık, buğday, baklagiller, un, yumurta,

süt, limon, kabak, incir, portakal, hurma

 

B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır. Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .

 

Karaciğer, kırmızı et, tavuk,

yumurta, ekmek, sebzeler

 

B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar. Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .

 

Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek,

sebzeler

 

B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .

 

Karaciğer, böbrek,

 kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmek, portakal, muz

 

B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir. Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .

 

Karaciğer, yürek, böbrek,

kırmızı et, tavuk, balık,

 süt, peynir, yumurta

 

C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir. Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır. Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır. Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.

 

Siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç,

soğan, bezelye

 

 

Şişmanlık (Obezite) ve Tedavisi

 

 

Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

 

Şişmanlık (obezite); vücut yağ miktarının sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır. Enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Şişmanlık sadece estetik açıdan değil bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırması, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle önemli bir sağlık sorunudur.

Şişmanlık; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkisi olan, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır.

Şişman kişilerin zayıflamak için gösterdikleri çabalar çoğunlukla sonuçsuz kalmakta ve verilen kiloların zaman içinde geri alındığı gözlenmektedir. Genellikle şişmanlamak kolay, zayıflamaksa güçtür. Bu nedenle şişmanlığın tedavisinden önce, önlenmesi doğrudur. Şişmanlığın önlenmesinde en önemli kural, küçük yaştan itibaren yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması ve enerji dengesine uygun bir beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır.

Şişmanlığa Neden Olan Risk Faktörleri

     Fiziksel aktivite
     Beslenme alışkanlıkları
     Yaş
     Cinsiyet (Kadın)
     Irksal faktörler
     Eğitim düzeyi
     Evlilik
     Doğum sayısı
     Sigarayı bırakma
     Alkol
     Psikolojik bozukluklar
     Metabolik ve hormonal bozukluklar

Şişmanlığın Belirlenmesi

Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.

Beden Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ?

Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır.

 

Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ;
70/1.602 = 70/1.60x1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir.

 

Beden Kitle İndeksi Nasıl Değerlendirilir?
 

 BMI DEĞERİ  DURUM
18.5  kg/m2’nin altında ise  zayıf
 18.5-24.9   kg/m2 arasında ise  normal kilolu
 25-29.9 kg/m2 arasında ise   hafif şişman (fazla kilolu)
 30-34.9 kg/m2 arasında ise  orta derecede şişman (I.Derece)
 35-39.9 kg/m2 arasında ise  ağır derecede şişman (II.Derece)
 40  kg/m2 üzerinde ise  çok ağır derecede  şişman (III.Derece)

Buna göre yukarıdaki örneğimizdeki  kişi beden kitle indeksine göre hafif şişmandır.

Kişinin beden kitle indeksinin  25- 29.9 kg/m2 arasında olması, o kişinin  şişmanlık sınıfına aday olduğunu gösterir.  Bu durum,  özellikle bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğinin göstergesidir. Beden kitle indeksi  bu değerler arasında olan kişi;

     Fazla yağlı yemeklerden kaçınarak (kızartmalar, kavurmalar, yağlı etler, salam, sosis,  soslar, mayonez, tahin, çukulata gibi)
     Dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenerek
     Fiziksel aktivitesini artırarak (yürüyüş yapmak gibi) beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerine çıkmasını önlemiş olur.


Beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması şişmanlık olarak kabul edilmiştir. Bu değere ulaşan kişilerin önemli sağlık riskine sahip oldukları bilinmektedir. Beden kitle indeksi değerinin  30kg/m2’nin üzerinde olması ile bireylerin vücut yağ miktarlarının  da çok fazla olabileceği tahmin edilmektedir.

Şişmanlığa Neden Olabilen Hatalı Davranışlardan Bazıları

    Hızlı yemek, büyük lokmalar almak, az çiğnemek
    Öğün atlamak, öğün aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak,
    Sıkıntılı veya stresli durumlarda aşırı yemek,
    Ziyaret ve davetlere sık sık katılmak ve  bütün ikramları kabul etmek
    Akşam yemeğinden sonra yatıncaya kadar sürekli yemek,
    Su içmemek veya az içmek,
    Özellikle çalışan kişilerde, akşam eve geldikten sonra yemek zamanına kadar atıştırmak ve sonra tekrar yemek yemek.

Şişmanlığın tedavisinde kullanılan yöntemler :

     Diyet
     Fiziksel aktivitenin artırılması
     Davranış değişikliği
     İlaç
     Cerrahi  yöntemlerdir.

Bu yöntemlerden, özellikle ilk üçü; düşük enerjili diyet, fiziksel aktivitenin artırılması ve davranış değişikliğinin sağlanması birlikte uygulandığında,  hem ağırlık kaybını sağlamada hem de kaybedilen ağırlığın korunmasında büyük başarı  sağlanmaktadır.
 

Diyete başlarken ve belirli aralıklarla vücut ağırlığının ve kan basıncının ölçümü yapılmalı, kan ürik asit, trigliserit, kolesterol, glikoz, T3 ve T4 gibi hormon düzeyleri saptanmalıdır.

Bireyin günlük kalori alımı, harcadığından daha az düzeyde olmalı , zayıflama diyeti haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybına neden olacak şekilde düzenlenmelidir. Kalıcı bir zayıflama sağlayabilmek ve yağ kitlesinin daha çok kaybedilmesi için yavaş zayıflama önerilmektedir.

Şişmanlıkta Diyet Tedavisinin Amaçları Nelerdir?

Şişmanlık tedavisinde kullanılacak diyet örnekleri ile ilgili bir çok yayın, magazin, kadın dergileri, televizyon programları, kitaplar mevcuttur. Bu tür yayınlar günümüzde geniş bir izleyici kitlesine sahiptir. Diyet tedavisinde bilimsel ilkelere uyulması sağlıklı bir zayıflamanın sağlanmasında en güvenli yoldur. Enerji kısıtlı dengelenmiş bir diyet tedavisinin ana ilkeleri şunlardır :

     Vücut ağırlığını olması gereken düzeye indirilmesi ve bu düzeyin korunması sağlanmalıdır. Beden kitle indeksinin 18.5-24.9 kg/m2 arasında olmasını sağlayan vücut ağırlığı değerleri bireyin normal kilolu olduğunu gösterir. Normal kiloya ulaşıldıktan sonra bunun korunması önemlidir.
     Bireyin gereksinim duyduğu temel besin ögeleri yeterli ve dengeli olarak sağlanmalıdır. Tek bir besinle yapılan veya belirli birkaç besinin kullanıldığı, çok düşük enerjili  diyetler sakıncalıdır. Zayıflama diyetinde enerji kısıtlanır ancak bireyin gereksinimi olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve sıvının  sağlanması gerekir.
     Zayıflama diyeti  bireyin alışkanlıklarına, yaşam biçimine, inançlarına, sosyo-ekonomik koşullarına uygun olmalıdır.
     Diyet tedavisi ile uzun sürede hastaya yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırılmalıdır.
     Diyette yeterli posa sağlanmalıdır. Posa açlık hissini geciktirir, yemek yeme süresini uzatır, mide boşalma hızını geciktirir, barsak hareketlerini artırır ve böylece ağırlık kaybına neden olur.
     Öğün sayısını düzenlemelidir. Öğün sayısı belirli aralıklarla ve düzende, 6-8 öğün gibi olmalıdır. Böylece aşırı yemek yeme, acıkma hissi, atıştırmalar önlenir.
     Diyetten gelen enerjinin dengesi sağlanmalıdır. Günlük kalori alımı harcadığından daha az düzeyde  olmalı , enerji kısıtlaması haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybına neden olacak şekilde düzenlenmelidir.
     Şişmanlığa yol açan yiyeceklerin neler olduğu belirtilerek tüketilmesi yasaklanmalıdır.

Zayıflama Diyetlerinde Egzersizin Önemi

Genel olarak sağlıklı yaşam için egzersizin önemi tartışılmaz. Birçok şişman kimseye göre; egzersizin anlamı jimnastik salonları, yüzme havuzları, koşu alanları veya benzer yerlerde yapılan hareketlerdir. Oysa günlük yaşamda bazı alışkanlıklar da egzersiz yerine geçebilir.  Örneğin kısa mesafelerde taşıt kullanmamak, asansöre binmemek, hızlı tempoyla yürümek, ev işlerini kendi kendine yapmaya çalışmak gibi.

Ciddi şişmanlık olgularında nefes problemleri, eklemlerle ilgili sorunlar ve denge güçlükleri söz konusudur. Buna bağlı olarak seçilecek aktivite düzeyi bireyin kapasitesine uygun olmalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır. Kilo kaybı başladıktan sonra egzersiz programları süresi ve güçlüğü kademeli olarak artırılmalıdır.

Zayıflama Diyetini Uygularken Uyulması Gereken Öneriler

Alışverişte

     Alışverişi tok karnına yapmak, yenmemesi veya az yenmesi gereken besinleri satın almamak.
     Alışverişe liste hazırlayıp çıkmak.
     Yanına yapılan  listeye yetecek kadar para almak.
     Yenmeye hazır besinleri almamak.
     Satın alırken  aynı gruptaki besinlerin enerjisi düşük  olanını seçmek (örn: yağlı peynir yerine yağsız peynir almak gibi).
     Yenmemesi gereken besinlerin olduğu reyonlara uğramamak .

Evde ve İşte

     Boş zamanlarda yiyecek atıştırmak yerine egzersiz yapmak. Ev veya iş yerinde egzersiz için belirli bir alan ayırmak.
     Sabah kalkınca, her öğün öncesi, sırası ve sonrasında 1 bardak ılık su içmek.
     Önerilen yiyecekleri planlanan zamanlarda yemek (5-6 öğün şeklinde). Öğün atlamamak.
     Başkalarının ikramlarını kabul etmemek ve bunu kabalık olarak nitelendirmemek. Çevredeki insanlara yemek için ısrar etmeleri yerine, yememek için teşvik etmelerinin daha iyi olacağını anlatmak .
     Düzenli dışkılama alışkanlığı edinmek (her gün sabah kalkınca).
     Her hafta, sabah aç karnına, aynı kıyafetlerle ve aynı terazide tartılmak ve ağırlığı kaydetmek.

Yemek Hazırlarken ve Yemek Yerken

    Göz önünde yiyecek bulundurmamak.
    Mutfağa fazla zaman ayırmamak.
    Şişmanlamaya neden olan besinleri evde bulundurmamak, uygun besinleri buzdolabının ön tarafında bulundurmak.
    Yemek için en küçük, yağsız salata için büyük tabak  kullanmak. Servis yapılan kepçenin küçük boy olmasına dikkat etmek.
    Yemeğin servis kabını masaya koymamak.
    Yemek biter bitmez masadan kalkmak.
    Tabakta yemek bırakmaktan çekinmemek, hatta tabakta bir miktar yemek bırakmayı alışkanlık haline getirmek ve kalanı ara öğünde yemek.
    Mümkün olduğunca iyi çiğnemek ve yavaş yiyerek lokmaların tadına varmak.
    Lokmalar arasında çatalı kaşığı elinden bırakmak.
    Yemek yerken başka aktiviteler (TV seyretmek, okumak gibi) yapmamak.
    Akşam yemeğinden sonra (saat 20.00-21.00’den sonra) bir şey yememek (şekersiz çay, ıhlamur vb. içilebilir).
    Doyulmazsa tekrar alma şansı olduğunu düşünerek tabağa mümkün olduğu kadar az yemek koymak, bir miktar yedikten sonra bir süre bekleyip tokluk hissinin geldiğini görmek.
    Yemek pişirirken düşük enerjili yemekler pişirmeye gayret etmek (etli yemeklere yağ koymamak, yemeklerdeki yağ miktarını azaltmak, kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirmek vb.).
    Yemek yemeye yönlendiren riskli durumları tespit etmek ve bu durumlardan uzak kalmaya çalışmak. Zengin soslar ve süslemelerden kaçınmak.

Özel Günlerde

     Kalorisiz ve düşük kalorili içecekleri tercih etmek.
     Her koşulda diyet listesine uygun besinleri seçmeye öz0

Hazırlayan: Prof. Dr. Tekin Akpolat
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Nefroloji Bilim Dalı